HAYALİMDEKİ EV (şiir)
HAYALİMDEKİ EV
Küçük bir kasabada
Tek katlı evim olsun
Arkası çam orman
Önünde Deniz olsun
Evimin kıyısına
Her dem dalgalar vursun
Uzakta Martıların
Ötüşleri duyulsun
Gürültüden uzakta
Ruhum huzura doysun
Mutluluk bulutları
Evin üstünde dursun
Misafirim yıldızlar;
Halimi rüzgâr sorsun
Bir olta küçük kayık
Kovam balıkla dolsun
Rafta ekmek, soğan, su
Çay ve sigaram olsun
Bahçesi ufak olsun
Yeşil çimenler doğsun
Çeşit çeşit ağaçlar
Dallara kuşlar konsun
Bahçede Tavuk horoz
Börtü böcek uçuşsun
Yediveren gülleri
Evi kokuya boğsun
Bahçedeki güllere
Bülbül gazel okusun
Dilerim ki Rabbimden
Hayalim gerçek olsun
Küçük bir kasabada
Bahçeli evim olsun
Mehmet Orhan DURDU
İSTASYON SEVDASI (şiir)
İSTASYON SEVDASI
Yine istasyondayım
Benim kadar kimsesiz
Etrafta birkaç yolcu
Bekliyor sessiz sessiz
Diz boyu bir Sessizlik
Yüreğim ürpermekte
Gardaki sessizlikten
Gece bile ürkmekte
Ötede eski tren
Yorgun düşmüş nefessiz
Son Kullanımı geçmiş
Öylece hareketsiz
Mecalsiz Gar binası
Ayakta zor duruyor
Geçen yıllara inat
Bak yıkılmadım diyor
İçeride koca saat
Bayılmış vaziyette
Bir Akrep Yelkovana
Zehir boca etmekte
Bu Günün son treni
Şehir onu bekliyor
Bir çocuk kulağıyla
Rayda sesi dinliyor
Binecek birileri
Birileri inecek
Kimisi sevinecek
Kimisi üzülecek
Vakit geceye doğru
Usul usul akmakta
Tren sesi gelince
Benim içim yanmakta
Arada bir uğrarım
Geceleri bu gar'a
Nereye gidiyorlar,
Bilmem! Bu insanlara
Nedense el sallarım
Hayırlı yollar derim
Şehirsiz ben evsiz ben
Gidecek yer özlerim
Umutluyum gün gelir
Bir gün bende giderim
Mehmet Orhan DURDU
BİR YOLDAYIM (şiir)
BİR YOLDAYIM
Bir yol ki; Yıllar geçti! Elde kocaman hiç var!
Yol ha uzun olmuş ha kısa neyime yarar
Bir yol ki; gözlerimde ağlayan bir çocuk var!
Yol kenarı gül olsa nergis olsa kim bakar
Bir yol ki; sonu belli bitiminde ölüm var
Önemli değil yol ha geniş olmuş ha da dar
Bir yol ki; Ufukta gülümseyen sülietler var
Acı ya da tatlı Fark etmez! Yaşanan yıllar
Bir yol ki; Sonunda kelebek olup uçmak var
Tırtıl gibi yerlerde sürünmüşüm ne yazar
Bir yol ki; bülbülün gülüne kavuşması var
Aşk yolu diken olmuş çile olmuş ne çıkar
Mehmet Orhan DURDU
AŞK YORMALI (şiir)
AŞK YORMALI
Aşk adamı birazcık
Süründürüp yormalı
Yorgunluğun acısı
Yüzüne yansımalı
Acılarla sevmeli
Hüzünden zevk almalı
Kalemin ve harflerin
Yâre aciz kalmalı
Gözlerde hafif buğu
Yaşlar hazır durmalı
Yazılan her yazının
Sonu yâre çıkmalı
Dev aynan çatlamalı
Gurur dağa çarpmalı
Sana bakan simalar
Seni âşık sanmalı
Tutunacak dalların
Arada kırılmalı
Sonbahar yaşamalı
Yaprak gibi solmalı
Masaldaki büyücü
Sevdaları bozmalı
Kavuşma ihtimali
Cennete saklanmalı
Aşk yürekte artıkça
Yardan uzaklaşmalı
Eski Gülümsemeler
Fotoğrafta kalmalı
Aşk yolunda ayağın
Engele takılmalı
Bu üç harfin hüznünde
Mutluluk aranmalı
Bir yanın bahar bahçe
Bir yanın kış olmalı
Yüreğinde gemiler
Bir batıp bir çıkmalı
Aşk birazcık yormalı
Aşk ucuz olmamalı
MEHMET ORHAN DURDU
YALNIZLIĞA ALIŞMAK LAZIM
YALNIZLIĞA ALIŞMAK LAZIM
Hangimiz yalnızlığa yabancıyız ki!
Hangimiz zaman zaman yalnız kalmak istemeyiz!
Hangimiz şehrin bunca kalabalığına rağmen kendimizi uzaydan gelmiş gibi yabancı ve yalnız hissetmeyiz ki!
Hep bir parça içimizde var!
Ve sürekli yanı başımızda!
Her an konuk olabilir.
Her an onun kucağına kendimizi atabiliriz.
Yalnızlıkla yıldızlarınız barışmadığı anlar da olur.
Çok bunalmışsınızdır yalnız kalmak istersiniz ama ortalarda yok!
Yalnızlığında sizi yalnız bıraktığını anlarsınız
Yeteri kadar yalnız kaldığınızı düşünüp kalabalıklara karışmak istersiniz, bu kez de o siz bırakmaz
En kötüsü de kendinizden uzaklaşamadığınız dönemlerdir bu dönemlerde yalnızlıkta çözüm olmaz.
Bazen hüzünle yalnızlık şarkıları dinleriz
Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar,
yeryüzünde sizin kadar yalnızım,
Sevmek korkulu rüya yalnızlık büyük acı, hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı...
Yalnızlığın sürekli sobelediği çocuk olmak zoruma gitmiyor.
Yalnızlık kelimesini duyduğumda negatif bir etki oluşmuyor bende, çünkü çoğu kez ben istiyorum.
Bazen bir ipek böceği gibi kozamı örüp içinde yalnız kalmak,
Çevreden, gürültüden, yapmacık davranışlardan uzakta kelebek olup özgürce uçmayı becerene kadar kozamda kalmayı çok özlüyorum.
Bazen de Bir muhabbet kuşu gibi aynanın karşısına geçip aynadaki görüntümle başa başa kalıp yalnızlığımın resmini seyrediyorum. Sıkıntılı anlarımı sadece onunla paylaşıp, onunla sohbet ediyorum.
Yalnızlığımı kimseyle de paylaşmak istemiyorum.
Yalnızlıktan korkmuyorum!
Doğarken yalnız doğdum, yaşarken de yoğunluk ve yorgunluklardan ya yalnız bırakıldım ya da yalnızlığı tercih ettim.
Yaşlılıkta müebbet bir yalnızlık beni bekliyor.
Hayatla sözleşmem bittiğinde yalnızlığı otomatikman kabul edeceğim. Ölürken Yalnızım, mezarda yalnızım, ruhum gökyüzünde bilinmez bir mekânda yalnız, mahşer günü dirilirken de yalnız olacağım...
Kim bilir belki hazırlık yapıyorum,
Alıştırıyorum bünyeyi yalnızlıklara
Belki bu yüzdendir her gece yalnızlığımla uyuyorum.
Zaman zaman Dağ başları kadar yalnızlığı istemem bundandır
Huzur evindekilerin yalnızlığı kadar bir yalnızlığı arada bir tercih etmemin sebebi beklide budur.
Çok sahiplenmiyorum!
Çocukları, elimdeki malı, yanı başımda duran dostu ve hayatı
Günü gelince uçacaklarını biliyorum.
Bir kuş misali kendi maviliklerine
O zaman işte alışmak zaman alabilir diye bilinçli olarak yalnızlığın yerçekimine giriyorum arada bir
Aslında hepimize en yakın dost dur yalnızlık
Nice dostlar beni terk etti de bir tek o beni terk etmedi, yanımda kaldı. Bu yüzden bende onu seviyorum ve bende nice dostlarımı onun yüzünden aldattım ve terk ettim!
Yalnızlığın avucunda eriyeceğimi düşünmüyorum.
Hazırlıklıyım!
Gerçeklerden korkmuyorum.
Mehmet Orhan Durdu
HAYAT BİZİM ÇABAMIZLA GÜZELDİR
.
HAYAT BİZİM ÇABAMIZLA GÜZELDİR
.
Her şey zıddı ile bilinir...
Acı olmazsa tatlı,
Kötü olmazsa iyi,
Çirkin olmazsa güzel,
Ölüm olmazsa yaşam,
Yokluk olmazsa varlık,
Hastalık olmazsa sağlık,
Çileler ve hüzünler olmazsa mutluluk,
Nasıl bilinebilir!
Çoğu zaman herkesin hayattan nefret ettiği anlar olmuştur.
Bazen ölsem de kurtulsam dediğimiz anlar...
İşte böyle bir anda Azrail kapımızı çalsa ve ruhunu almaya geldim dese,
Kaçımız buyur içeri deriz.
Biraz önce bıktım artık yaşamak istemiyorum diyorduk, ama Azrail'e de kapıyı açmak istemiyoruz.
Demek ki her şeye rağmen yaşamak istiyoruz...
Hayat standardı bizlerden daha zor olanları düşüneceğiz, bizlerden iyileri değil.
İsyan etmek, bağırıp çağırmak, birilerinin hayatına bakıp sürekli imrenmek veya kıskançlık krizlerine girmek çözüm değil!
Hayatın renklerini biz aramalıyız.
Hayat hep siyah-beyaz renklerden oluşuyor ve başka renk göremiyorsak,
Siyah ve beyazında bir renk olduğunu kabul edip bu iki renkle mutlu olmaya çalışmalıyız.
Güzel görme, güzellikler bulma adına çabalarımız olmalı! Değiştiremediğimiz şeyler içinde üzülmemeli ve ruhumuza eziyet etmemeliyiz.
Kader defterinde bizim için uygun görülen hayatı;
Kabul ederek,
Küsmeden, Onunla barışık yaşayarak,
Geçmişe hayıflanmadan,
Yapamadıklarımızı ve keşkelerimizi bir yana bırakarak,
Umudunuzu kaybetmeden,
Mevcut hayattan mutluluğu nasıl sağabilirimin hesabının yaparak,
Hayat yolunun bundan sonraki kısmında güzellikler de, engellerde olabileceğini düşünerek,
Neden ve niçin'lerle boğuşmadan,
Hayattan çok şey beklemeden, beklentilerimizi abartmadan,
Hayatın ellerini bırakmadan (nasıl olsa o bizi bir gün bırakacak acele etme)
Bir kere dünyaya geldiğimizin, bir defa yaşama hakkımızın olduğunun, başka şans tanınmayacağının bilinci ile:
Kabulleneceğiz!
Yaşayacağız!
Güzelleştireceğiz
Seveceğiz!
.
MEHMET ORHAN DURDU
.
HAYAT GÜZELDİR FİLMİ
.
HAYAT GÜZELDİR FİLMİ
.
Hayat güzeldir(life is beautiful)diye bir film seyretmiştim.1930'lu yılların İtalyansında;
kitapçılık yaparak geçimini sağlayan Guido, hayatla hep dalga geçen, hayata her şarta hep olumlu bakabilen kişiliğe sahiptir.
Güzel bir aşkla bir evlilik yapar ve evlilikten bir de çocukları da olur.
Mutlu aile tablosu Almanların İtalya'yı istila edip Yahudileri toplama kampına göndermelerine kadar sürer.
Guido toplama kamplarındaki dehşeti, savaşın çirkin yüzünü, yaşadığı eziyet ve sıkıntıları oğluna belli etmemek,
onu yaşanan sıkıntılardan uzak tutmak için oğluna bir oyunun içinde olduklarını anlatır ve oyunun sonunda
kamptaki en çok puanı alana tank hediye edileceğini söyler.
Birçok dalda Oscar ödülü almış bu filmde bir babanın toplama kampındaki sıkıntıları
yavrusuna belli etmeme adına yaptıkları gerçekten çok güzeldi, zaman zaman ağlatan sahnelerde vardı.
Filmin sonunda Almanların yenilmesi ile işgal bitiyor.
Almanların toplama kampını henüz terk etmediği bir esnada oğlunu saklıyor
ve eşini bulmak için kadınların bulunduğu kampa gitmek istiyor ama yakalanıp öldürülüyor.
Ölüme giderken bile oğluna gülücükler saçıyor.
İngiliz askerleri toplama kamplarındaki insanları kurtarmak için tanklarla kampa girdiğinde
çocuk oyunu kazandığını zanneder ve çok sevinir. Fakat babasının öldüğünden haberi yoktur.
Keşke diyorum filmin ismi "hayat güzeldir" olmasaydı. Daha farklı bir isim bulunsaydı
Toplama kampında bin bir çilenin içinde hayat hiç güzel olur mu?
Ve sonunda da öldürülüyordu.
Hayat güzel değildi.
Güzel olan Yüreğinde hiç eksiltmediği yoğun ve saf haldeki sevgi ve fedakârlıktı
Güzel olan Guido'nun bakış açısıydı
Umudunu kaybetmemesiydi
Yavrusuna olan sevgisiydi
Her şartta hayatın muhakkak tutulacak bir ucunun olabileceğini bilmesiydi.
.
MEHMET ORHAN DURDU
.
BİZİ AYAKTA TUTAN HAYAT(MI)DIR!
.
BİZİ AYAKTA TUTAN HAYAT(MI)DIR!
.
Hayat! Bekleyiş ve kavuşmalardan,
Sevinçler ve üzüntülerden,
Sınanmalardan,
Gidilen limanlardan,
Görülen günlerden,
Ve Daha belki de gidilecek nice limanlar ve görülecek nice günlerden oluşmaktadır.
Değiştirilmeyecek yazgımızla bizi sınayan yaratıcı buna dayanma gücünü de beraberinde vermiştir.
Bazen çok bunalırız, yenilmişizdir ama hala ayaktayızdır ve bizi ayakta tutan şeyin ne olduğunu bizde bilememekteyiz,
işte bizi ayakta tutan güç yaratıcının yardımıdır.
Bu dayanma gücünün yanında, umut etme, sevgi, düşünce gücü, akıl, sabretme gibi hayatı güzelleştirebileceğimiz nimetlerde biz insanlara sunulmuştur...
Yüreğimiz çile yüklü kervanların daimi ikametgâhı olmasına rağmen eğer birazcık yüzümüz tebessüm ediyorsa,
Hayatın sırtımıza yüklediği bunca yüküne ve çilesine rağmen ucundan bucağından tutunmaya çalışıyorsak,
Hayatın Sol yanımıza sunduğu ziyafetlerine rağmen, Ufak şeylerden büyük mutluluklar duyuyorsak,
Uçurumun kenarında köhnemiş bir ağaç dalını tutup bir umutla kurtuluş bekleyip kendimizi aşağı bırakmıyorsak,
İçimizde çıkan nice yangınlara rağmen kül olmayıp, dışarıya serin meltemler estiriyorsak,
Bu hayatın güzel olmasından değil,
Aksine bizim güzelliğimizdir.
Güzel olan bizleriz!
Yüreğimiz,
Ruhumuz,
Bakış açımız,
Yüreğimizin kenarlarından taşan sevgi seli,
Pozitif enerjimiz,
Umudumuzu kaybetmememiz,
Sabırlı olmamız,
Aklımızı ve düşünce gücümüzle her şeyin üstesinde gelebileceğimizi bilmemizdir.
Yoksa Hayatın bize verdiği bir şey yok!
Yıllardır şırıngayla şah damarlarımızdan gram gram kan çekerek hayatı besleyen bizleriz
.
MEHMET ORHAN DURDU
.
HAYAT ADİL (Mİ)DİR!
.
HAYAT ADİL (Mİ)DİR!
.
Her şeyden önce hayatın adil olmadığını biliyorum.
Doğumuma ben karar vermedim.
Ölümüme de karar verecek olan ben değilim.
Doğduğum gün başlamıştı ölüme yolculuğum!
İradem dışında oluşan ve beni derinden etkileyen olaylar zinciri de benim kurgum değil!
Yani değiştirmeyeceğimin bilincindeyim.
Gözümü açtığımızda uymak zorunda olduğumuz bir takım kurallar manzumesi ile karşılaştım.
Çoğu kez özgür değilim.
Çoğu şeye ben karar veremiyorum.
Çoğu kez bir şeylere bağlıyım kopamıyorum.
Hiçbir canlın hiçbir konuda eşit yaratılmadığının bilincindeyim...
Kimi fakirdir, kimisi zengin
Kimi hastanelerden çıkmaz, kimisi oturduğu yerde hastanenin adresini bilmez... Kiminin başında dünyalık sıkıntı ve kazalar eksik olmaz,
Kimside sıkıntı nedir bilmez...
Kiminin vücudunda bir engeli vardır. Körlük sakatlık zihinsel bir engel gibi...
Kimside sapasağlamdır.
Bu güne kadar başımıza gelenler veya ileriki zaman dilimlerinde gelecek olanlarda hiç kimse için aynı değildir...
Tüm insanlar gibi bende;
Mutlu olmak için,
Zengin olmak için,
Sağlıklı olmak için,
Olanca gücümle çaba sarf etmekteyim.
Ancak hayat alfabemde büyük puntolarla yazılmış olan yazgımda, bana öngörülenlerle yetinmek zorunda kalmışımdır.
Hayalini kurduğum birçok şeyi Zorla alamamışımdır.
Çünkü bu konuda inisiyatif sahibi ben değilim.
Peki, hayat neden adil değil
Yüce yaratıcı herkesi aynı sosyal statüde ve aynı zenginlikte yaratsaydı
Herhalde dünya yaşanmaz bir yer olurdu diye düşünüyorum...
Mesela her insana doğduğu andan itibaren ölene kadar zengin kalması sağlansaydı;
Herkesin zengin olduğu bir dünyada
Çiftçilikle kim uğraşacaktı...
Yediğimiz sebze ve meyveleri kim yetiştirecekti,
İçinde barındığımız evleri kim yapacaktı
Herkes zengin doğduğu bir yerde işçilik kim yapacaktı
Üzerimizdeki elbiselerden, altımızdaki arabalara kadar kimler yapacaktı
Belki de taş devrini yaşayacaktık.
Herkesin eşit olacağı bir yer tabi ki olacak,
Tabi ki çileler ve sıkıntılar bitecek, ama bu dünyada değil,
Bunlar cennette gerçekleşecek...
Peki, neden ben
Hani bir sıkıntıyla karşılaştığımızda kendimize sorduğumuz soru "neden ben! "
Bu sorunun cevabını şimdilik bende bilmiyorum.
Ama diğer âlemde öğreneceğimi umut ediyorum.
Yüce yaratıcının bizim adımıza yazdığı yazgının neden ve niçin'lerini orada öğreneceğiz.
Öyle zannediyorum ki bu hayata çile çekenler fakirlikle hastalıkla vücudundaki bir engelle boğuşanlar diğer tarafta ödüllerinin fazlasıyla yüce yaratıcıdan alacaklardır.
Yani demem o ki, doğduğu andan itibaren gözleri hiç görmeyen birisi, gözleri gören birisiyle eşit tutulmayacak.
Yüce yaratıcı adildir. Gözleri görmeden dünya hayatını tamamlayan kişi belki de aklımızla hayal dahi edemediğimiz ödüllerle ödüllendirecektir.
.
MEHMET ORHAN DURDU
.















